Berdel (3) Yeni Gerçekler Yeni Heyecanlar!

Ben Esra telefonda seni bosaltmami ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Berdel (3) Yeni Gerçekler Yeni Heyecanlar!
Zeynep Teyzenin amı ve götü yaraklarla dolmuştu. Alttan amcam, arkasından babam birlikte çalışıyordu. Kadının daha ilk anda tüm gücü kuvveti tükenmiş gibiydi, acı iniltileri ahırı doldurmuştu. Amcam alttan amına pompalarken bir yandan da iri memelerini sıkıyor, okşuyor ve ağzına alıyordu. Babamsa ellerini götünde, belinde ve omuzlarında gezdiriyordu.

Yarağımı okşuyordum aldığım keyifle. Babamla amcamın Zeynep Teyzeyi sikmeleri beni keyiflendirmişti. Babam belini ve götünü oynatıp duruyor, yarağını götüne sokup çıkartıyordu. Daha önce Yusuf Çavuşun siktiği götünü şimdi babam sikiyordu. İneklerin homurtuları devam ediyordu yine. Zeynep Teyze başını sağa sola oynatarak babama durması için yalvarıyordu. Kadının yüzü kızarmıştı, terden sırılsıklam olmuştu.

Babamın hareketleri gittikçe hızlanmaya başladı. Kendini biraz daha öne kaydırıp ağırlığını Zeynep Teyzenin üstüne verdi. Zeynep Teyze iyice eğilmiş durumdaydı şimdi, yüzü amcamınkiyle temas ediyordu. Amcam sanki bundan hoşlanmış gibi onu yüzünden öpüyor, dudaklarından da öpmeye çalışıyordu. Babamdan hırıltılı iniltiler çıkmaya başladı saniyeler ilerlerken. Sonunda kendini kaybetmiş gibi gözleri kapalı halde ağzından salyası akarak Zeynep Teyzenin götüne boşaldı. Bir süre daha gidip geldi götünde ve sonra kendini geri çekerek çıktı götünden.

Zeynep Teyzenin şişkin göt yanaklarının arasındaki kara deliği büyümüş, genişlemişti. Babamın akan dölleri göt deliğinden taşmıştı. Amcam altta daha rahattı şimdi. Bacaklarını dizlerinden bükerek kendine çekti ve ayırdı. Kucağındaki Zeynep Teyzeyi sıkıca kavradı belinden ve büyük bir güçle çalışmaya başladı amında. Tüm gücüyle pompalıyordu. Zeynep Teyze kendinden geçmiş halde ses bile çıkartamıyordu. Büyük bir güçle girip çıkıyordu amcamın yarağı götüne. ‘Şop şop şop şop!’ sesleri patlıyordu ahırın kerpiç duvarlarında.

Zeynep Teyzenin koca memelerinin sallanışlarını gözümü kırpmadan izliyordum. Göt yanaklarının titreyişlerini, kalçalarının ve belinin etlerinin oynamalarını soluksuz seyrediyordum. Bu manzara böyle devam edecek sanırken amcam yavaşladı ve durdu. Zeynep Teyzeye üstünden kalkmasını söyledi. Zeynep Teyze önce ne yapacağını bilemedi, anlamamış gibiydi ama sonra sağ ayağının üstünde doğruldu ve ayağa kalktı. Amcamın amında gidip gelen yarağı kazık gibi olmuş ve havaya dikilmiş haldeydi. Emine yengemi bununla sikiyordu yıllardır.

Zeynep Teyze ayaktayken amcam çevik bir hareketle kalktı ayağa. 38 yaşındaydı henüz. Babama alta geçmesini söyledi, ancak babam iki kez boşalmıştı, üçüncüsü için gücü kalmamıştı. Sigarasını içiyordu sakin sakin. Bunun üzerine amcam Zeynep Teyzeye samanların üstünde domalmasını söyledi. Kadıncağız, “Yapma ağam, kurban olduğum, çocuklarımın başı için bırakın beni, Faruk bir bok yedi diye niye ben cezasını çekiyorum?” dedi, ancak bunu dinleyecek, kendisine hak verecek kimse yoktu karşısında. Amcam sert ve otoriter bir sesle, “Sus ulan orospu, domal!” diye bağırdı.

Zeynep Teyze yeni bir şey söylemenin anlamsız olduğunu anladı ve çaresiz şekilde az önce amcamın uzandığı yere ellerini koyup dizlerinin üzerinde domaldı. Kocaman götü karşımdaydı. Terden sırılsıklam olmuş ve kızarmış beyaz göt yanaklarının arasındaki derin yarığın ortasında kara delik gözlerimin önündeydi.

Amcam kalkık yarağını sıvazladı bir süre ardından da ayaklarını Zeynep Teyzenin dizlerinin yanına koydu. Belini eğerek yarağını tuttu ve göt deliğine bastırdı. Zeynep Teyzeden, “Ahhh!” diye ince bir inilti çıktı bu anda ama sonra sesi kesildi. Amcamın beli ve götü daha da aşağı inerken yarağı da kadının götüne giriyordu. Sonunda amcamdan derin bir, “Ohhhh!” sesi geldi tüm ahırda yankılanan. Babamın döllerini boşalttığı götüne yarağının tamamını sokmuştu. “Sıcacık orospunun götü!” dedi babamdan yana dönerek. “Yusuf Çavuşun dediği kadar varmış!” dedi ve bunu derken ellerini beline atıp götünü ve belini kaldırıp indirmeye başladı.

Amcamın yarağının Zeynep Teyzenin götüne girip çıkmasını biraz daha eğildiğim vakit daha net şekilde görebildim. Nerdeyse taşaklarına kadar giriyordu yarağı. Zeynep Teyzenin şişkin am dudakları yarak götüne girip çıktıkça sağa sola açılıp kapanıyordu. Zeynep Teyze ellerini samanların üzerinde sağa sola oynatıyor, acısını hafifletmeye çalışıyordu. Omzundan sarkan siyah saçlarını öte yana attı, yüzünün kırmızılığı daha da ortaya çıktı bu sayede. Terden banyo yapmış gibiydi.

Amcam büyük bir keyifle hareketlerine devam ediyordu. Kıllı göt yanaklarının kasılıp gevşemelerini görüyordum. Kadının götüne tüm gücüyle bastırıyordu. Sikiş devam ederken osuruğa benzer sesler geldi kulağıma. Zeynep Teyzenin göt deliği giderek açılmıştı ve amcamın yarağı girip çıkarken ses çıkartmaya başlamıştı. Zeynep Teyzenin ağzından çıkan sesler kesilmişti ama şimdi götünden ses verir olmuştu.

Amcamın da hareketleri hızlanmaya başladı, ayrıca yorulmuş gibiydi. Bacaklarını iki yana biraz daha açıp belini daha da indirdi. İki elini Zeynep Teyzenin sallanıp duran memelerine atıp onları kavradı ve sıkmaya başladı. Zeynep Teyzenin kalın beli ve sırtının üzerine karnını ve göğsünü yaslamış gibiydi. Derken hırıltılı inlemeler eşliğinde boşalmaya başladı. Boşalırken tüm vücudunun, baldırlarının ve kalçalarının, götünün kasılıp gevşemesini izledim. Vücudundaki enerji tükenmiş gibi ellerini Zeynep Teyzenin sırtına koyup bastırdı. Zeynep Teyze güçlü bir kadındı ve amcamın baskısına karşı koyabildi. Ellerini iki yana açarak dengesini sağladı.

Sonunda amcam çıktı götünden. Derin derin nefes alıp veriyordu. Zeynep Teyzenin açılıp genişleyen göt deliği şimdi de amcamın dölleriyle dolmuş taşıyordu. Bu sırada Zeynep Teyzenin amından yoğun bir sıvı akmaya başladı, kadıncağız işiyordu. Tıpkı bir inek gibi domalmış halde, bulunduğu yere işerken, babam amcama, “Karıyı işettin amına koyayım!” dedi gülerek. Amcam karşılık olarak, “İşemesi neyse de yeter ki sıçmasın!” dedi keyifle.

Kadın hakkında böyle dalga geçerlerken Zeynep Teyze işemesini bitirip yavaşça ayağa kalktı. Dizleri kıpkırmızı olmuş samanların izi çıkmıştı ellerinde. İki adamın karşısında çaresiz şekilde duruyordu, salya sümük bir haldeydi. Kızarmış yüzünü eliyle sildi. “Siz de adam mısınız?” dedi ve ikisinin ortasına tükürdü öfkeyle. O an babam sinirlendi ama bir şey yapmadı.

Ancak Zeynep Teyzenin, “Adam olaydın da karına sahip çıkaydın!” demesiyle kudurmuş gibi öne atıldı ve kadının yüzüne sert bir tokat attı. Zeynep Teyze olduğu yerde döner gibi olup babamın kendisini yatırıp siktiği saman balyalarının üstüne kapaklandı. Amcam araya girmese babam daha da vuracaktı ama sonra vazgeçti. Zeynep Teyze ise yediğin tokadın etkisindeydi. Yavaşça ayağa kalkarken burnundan kan geldiğini gördüm. Suratında babamın parmak izleri çıkmıştı resmen. Saçı başı dağınık bir haldeydi.

Amcam giyinmeye başladı bu sırada. Babam da giyindi. Ardından Zeynep Teyzenin ellerini arkasında birleştirdi, amcamdan ip istedi. Zeynep Teyze biraz debelenir gibi oldu ama karşı koyacak gücü kalmamıştı. Amcamın verdiği iple ellerini arkasından bağladı babam, sonra da samanların üstüne oturtup ayak bileklerinden de bağladı. Aynı türbanıyla da ağzını bağladı sıkıca. Kaçacak hali kalmamıştı artık. Sesi çıkmıyordu, öfkeyle soluyordu sadece. Babam ve amcama nefretle bakıyordu.

Sonunda amcamla babam ışığı söndürüp kapıdan çıktılar. Ahır yeniden karanlığa gömülürken içerde ikimiz kalmıştık. Ancak yukarı çıkmam gerekliydi, babam eve girip de beni görmezse kıyameti koparırdı. Babam ve amcam gelmese sikecektim kendisini ama onların gelmesiyle işler değişmişti. O süre boyunca Zeynep Teyzenin benim hakkında bir şey dememesi şansıma olmuştu. Benim de ahırda olduğumu söyleseydi babamdan bir temiz sopa yerdim. Bu nedenle kendisine teşekkür borçluydum.

Cep telefonumun ışığını açtım, önüme baka baka giderken merdivenin önüne geldim. Işığı Zeynep Teyzenin üstüne tuttum. Beni fark etmişti. Kaş göz işaretleriyle yardım istedi yine ama yapamazdım. “Kusura bakma Zeynep Teyze, belki yarın bir şeyler yaparım ama bu gece olmaz!” diyerek eve çıktım. Odama girip kapıyı kapadım.

İzlediklerim aklımdan çıkmıyordu. Zeynep Teyzenin çıplak vücudu, babam ve iki amcam tarafından sikilmesi, tost olması kazınmıştı beynime. Canlı canlı pørnø film izlemiştim. Yatağa girip soyundum, yarağımı okşadım, bir süre sonra da elime tükürüp asıldım. Büyük bir heyecanla 31 çekiyordum. Boşalmam fazla uzun sürmedi. Kalkık yarağımdan fışkıran döllerim kasıklarıma, karnıma, yarağıma bulaştı. Sağ elim dölle kaplanmıştı. Üstümü başımı sildim eski bir bezle, sonra da yorganı çektim üstüme.

Babam yarım saat kadar sonra geldi eve. Henüz uyumamıştım. Uyuyor numarası yaparken kapıyı açıp baktı. “Yattın mı lan?” diye seslenince, “Ne oldu baba?” diyerek doğruldum. “Yok bir şey, yat zıbar hadi!” dedikten sonra kapıyı kapattı. Ayak seslerinden aşağıya, ahıra indiğini anladım. Ancak peşinden gidecek cesareti bulamadım bu kez. 10-15 dakika kadar sonra yukarı çıkıp odasına girdiğini duydum…

Sabah 06:30 gibi aşağıdan gelen seslerle uyandım. Annem gittiğinden beri yengelerim dönüşümlü olarak gelip inekleri sağıyordu. Bugün sıra büyük yengem Hasibe’deydi. Eğer yardıma gitmezsem babama şikayet edeceğini bildiğim için çabucak giyinip aşağı indim.

Hasibe yengem kızı Kübra ile birlikte gelmişti. Babam Zeynep Teyzeyi samanların arkasındaki boşluğa götürmüştü, göz önünden kaldırmıştı. Dün gece bunun için inmişti aşağı. Uyanmıştı Zeynep Teyze, dün gece yaşananlardan sonra kaderine razı olmuş gibi görünüyordu. Belki de bana öyle geldi. Elleri, ayakları ve ağzı bağlı halde bakıyordu etrafına.

Yengem ve Kübra inekleri sağıyorlardı. Kübra amcamın üç kızının ortancasıydı. Amcam büyük kızını geçen yıl evlendirmişti, sıra Kübra’daydı ama onu aile dışından yabancı biriyle evlendirmek istemiyordu. İki aday vardı, biri bendim, diğeri de küçük amcamın oğlu Ömer. Annem daha önce Kübra’yı gelin olarak almak istemediğini birkaç kez babama söylemişti. Ama şimdi annem olmadığı için gelişmeler nasıl olacaktı bilmiyorum. Babam dedikten sonra benim Kübra ile evlenmemem diye bir şey söz konusu olamazdı çünkü.

Hasibe yengem altına girdiği ineği sağmaya devam ederken ben Kübra’nın yanına gittim. 17 yaşındaydı ve köylü güzeliydi. Bu güzellikle şehirde çok canlar yakabilirdi ama köy yerinde tarlada, ahırda, bağda, bahçede it gibi çalışmakla geçiyordu ömrü. Beyaz tenli, kalın pembe dudaklı, büyük ela gözlü, biçimli kara kaşlarıyla yaşıtım delikanlıları olduğu kadar daha büyük adamların da gönlünü titreten biriydi. Konuşurken ve gülerken inci gibi beyaz dişleri görünüyordu. Annesi gibi başını arkadan bağlamış çiçekli bir şalvarla kahverengi bir gömlek giymişti.

Fısıltıyla, “O karı burda mı?” diye sordu. Sevinçli görünüyordu, sanki burada olmasından mutlu olmuş gibiydi. “Hı hı, arka tarafta, görmedin mi?” diye sordum. “Gördüm gördüm!” dedi ineğin memelerine asılırken. “Hak etti orospu!” dedi daha sonra. Zeynep Teyze için böyle söylemesinden hoşlanmadım. “Kadının ne günahı var?” dediğimde ciddi bir yüzle baktı bana. “Oğlu senin ananı kaçırdı, haberin yok mu?” dedi alay eder gibi.

“Kaçırdıysa oğlu kaçırdı, kadın kaçırmadı ya!” dediğimde, “Deli misin sen, bu nasıl konuşma?” dedi. Sonra da, “Şeriatta bile yeri vardır bunun, kısasa kısas derler buna. Amcam kaçırmakla iyi etti bu orospuyu, köy yerinde başı eğik gezmez artık!” dedi. Kübra’nın böyle konuşması canımı sıktı, ama cahilliğine verdim. Amcam ve yengem gibi iki cahil insandan olan birinin de başka şeyler söylemesini bekleyemezdim.

Derken babam da indi merdivenlerden ve yanımıza geldi. Yengem hemen toparlanıp üstünü başını düzeltti. “Hoş geldin ağam!” dedi babama. Babamın yüzü annem gittiğinden beri ilk defa gülüyordu. “Kolay gele!” dedi yengeme. Babam hayvanların altını temizlemeye koyulurken ben de Kübra’ya yardım ediyordum.

15-20 dakika sonra Kübra’nın işi bitmişti. “Ana benim işim bitti!” dedi yengeme. Yengem, “Tamam, sen git eve, ben de bitirince gelirim!” deyince, babam araya girip, “Sen de git kızla, tek başına gitmesin!” dedi emreder şekilde. “Tamam baba!” diyerek iki süt güğümünü aldım. Kübra da iki güğümü almış önüm sıra gidiyordu. Orta boylu hafif kiloluydu, önümden giderken bol şalvarının altındaki götünü sağa sola çalkalıyordu. Bana kur yaptığının farkındaydım.

Ben güğümleri taşımakta zorlanırken o bana mısın demiyordu. Sonunda, “Dur hele kız, az dinlenelim!” dediğimde, geriye dönüp, “Ne o okullu, yoruldun mu?” diyerek güldü alay ederek. Liseyi yeni bitirmiştim. Ailede en fazla okuyan bendim, o yüzden lakabım ‘Okullu’ olmuştu.

Bir dakika kadar dinlendikten sonra yeniden yola koyulduk. Eve geldiğimizde güğümleri ahırın yanındaki amcamın tahtadan yaptığı tezgahın yanına bıraktık. Bu ara Kübra elimi tutup, “Gelsene!” diyerek beni ahıra soktu. “Ne oldu kız?” dediğimde birden ellerini belime atıp dudaklarımdan öptü beni. Gerisin geri ittim, “Delirdin mi kız, ne yapıyorsun?” dedim. Heyecanlanmıştım ama korkuyordum da. “Ya amcam görürse, manyak!” dediğimde, “Babam yok, sabahtan ilçeye gitti tohumla gübre almaya, öğlene anca döner!” dedi ve yeniden dudaklarımdan öptü.

Çok güzel bir duyguydu ama korkuyordum, kardeşleri görebilirdi amcam olmasa bile. “Tüh, sen de erkek misin?” dedi dudaklarını büzerek. “Deli olma kız, ya kardeşlerin görürse ne olacak?” dediğimdeyse, “Görürlerse görsünler, bana ne?” dedi. “Ölürüm de Ömer’e varmam, ben seni seviyorum, bilmiyor musun?” dediğinde heyecanım büsbütün arttı. Biliyordum bunu, senelerden beri bildiğim bir gerçekti, ama köy yerinde hele de amcamın kızıyken onunla flört edemezdim.

Ancak Kübra benden daha cesur ve ataktı. Birden ellerini gömleğinin düğmelerine atıp açmaya başladı. “Ne yapıyorsun kız, delirdin mi sen?” dememe kalmadan düğmeleri çözmüştü bile. Altında beyaz sutyeni vardı. Bir çırpıda onu alta sıyırınca uçları sivri ve yaşına karşın büyük memeleri çıktı ortaya. “Kız delirdin mi, kapat şunu!” dedim yeniden. Ama Kübra oralı değildi hiç. Bir iki adım atıp önüme geldi, sağ elimi tutup açığa çıkardığı memelerine götürdü.

O an kalbimin atışı tavan yaptı, yarağım pantolonun altında titredi resmen. Kübra’nın şişkin ve taş gibi sert memeleri avucumun arasındaydı. “Ben çoktan hazırım. Senin yerinde Ömer olsaydı çoktan sikmişti beni. Ama ben onu istemiyorum, seni istiyorum!” dedi fısıltıyla. Kalbimin zonklamaları arasında evin olduğu taraftan küçük kardeşinin sesi gelince ikimiz de korkuya kapıldık. Kübra’yı ahırda bırakıp çıktım dışarı. Pantolonun önünde çadırı dikmiştim. Kimseye görünmemeye dikkat ederek eve gittim.

Babamla yengem ahırdadır diye oraya gittim önce. Ancak ikisi de yoktu. Zeynep Teyze aynı şekilde yerinde duruyordu. Kaş göz işareti yaptı, acıkmış ve susamıştı. “Tamam, bekle ben getiririm!” diyerek yukarı çıktım.

Babamla yengem neredelerdi? Derken yatak odasından sesler geldiğini duydum. Kapı kapalıydı. Eski ahşap kapının önüne geldim ve kulağımı yasladım. İçerden yengemin, “Ahhh, ıhhh, uhhh, ohhhh!” sesleri geliyordu bir şarkı söyler gibi. Eski demir karyolanın gıcırtıları karışıyordu seslerine. Babamın gürültülü homurtularını da duyuyordum.

Heyecandan elim ayağım titredi. Babam annemin yatağında Hasibe yengemi sikiyordu…

[Reşit]

Ben Esra telefonda seni bosaltmami ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.